top of page

Ultimate Frizbi’ye Yeni Oyuncu Nasıl Kazandırılır?

  • Yazarın fotoğrafı: FRYZBEE
    FRYZBEE
  • 4 Haz
  • 3 dakikada okunur

Türkiye’de üniversitelerde ultimate frizbi sporuna yeni insan kazandırmanın önündeki en büyük sorun, öğrencilerin spora karşı ilgisiz olması değildir. Asıl sorun, sporu neredeyse kimsenin doğru tanımamasıdır. Frizbi kelimesi çoğu kişiye tanıdık gelir; ama bu tanışıklık neredeyse hiçbir zaman ultimate frisbee’ye çıkmaz. Birçok insan frizbiyi ya köpekle oynanan bir şey olarak bilir ya da en fazla parkta/sahilde atılan basit bir eğlence objesi gibi görür.


Ultimate frisbee’yi duymuş olan az sayıdaki kişi de çoğu zaman sporu yanlış bilir. Kimi disc golf ile karıştırır, kimi takım sporu olduğunu bile fark etmez, kimi de hakemsiz ya da temassız gibi dışarıdan eksik anlaşılan birkaç ifadeye bakıp oyunun ciddiyetsiz olduğuna karar verir.


Bu yüzden üniversitelerde yeni oyuncu kazanmak, önce yanlış algıyı kırmayı, sonra da bu sporun gerçekten ne olduğunu göstermeyi gerektirir.



Yeni Oyuncu Kazanmanın Önündeki Temel Engel


Temel engel, ultimate frisbee’nin Türkiye’de neredeyse hiç doğru bilinmemesidir. Buradaki mesele “insanlar sporu sevmediği için gelmiyor” değildir. Çoğu insan aslında neye davet edildiğini bile bilmiyordur.

ultimate frizbi oynayan frisbee sporcuları

Frizbi tanıdık bir kelime olduğu için insanlar çoğu zaman konuyu bildiğini sanır ama o tanışıklık yanıltıcıdır. Çünkü ultimate frisbee, insanların zihnindeki frizbi algısıyla örtüşmez. Bir takım sporu olduğu bilinmez, atletizm gerektirdiği tahmin edilmez, rekabet seviyesi anlaşılmaz. Hatta bazı insanlar daha görmeden bu işin ciddi bir tarafı olmadığını düşünür.


Bu yanlış algı özellikle sportif geçmişi olan insanlar için daha da güçlü bir bariyere dönüşebilir. Çünkü ciddi spor yapmış biri, ultimate’ı yanlış tanıdığında onu denemeye değer bir alan olarak değil, hafif ve önemsiz bir uğraş gibi görebilir. Oysa üniversite takımlarının asıl ihtiyacı tam da bu profildeki insanların spora yaklaşmasıdır. Bu yüzden ilk engel yeteneksizlik ya da ilgisizlik değil, ciddiyetin görünmemesidir.



Ultimate Frizbi'yi İlk Kez Duyan Birine Spor Nasıl Anlatılmalı?


Ultimate’ı anlatırken en kritik nokta, insanların kafasındaki yanlış algıyı güçlendirmemektir. Sporu “temassız”, “hakemsiz” ya da “frizbiyle oynanan bir oyun” gibi ifadelerle anlatmak tek başına yeterli olmaz. Çünkü bu tanımlar ilk kez duyan birine oyunun gerçek yapısını anlatmaz. Hatta bazen tam tersine, sporu olduğundan daha hafif gösterir.


İlk anlatımda öne çıkarılması gereken şey, bunun yüksek fiziksel efor isteyen bir takım sporu olduğudur. Sprint, yön değişimi, kondisyon, karar verme, teknik ve takım uyumu gerektirdiği net şekilde hissettirilmelidir. Önce bu sporun gerçekten sportif bir alan olduğunu anlaşılmalıdır.


Bundan sonra oyunun farklı tarafları anlatılabilir. Kadın erkek birlikte oynanabilmesi, güçlü takım kültürü, turnuva deneyimi ve spirit anlayışı değerli taraflardır; ama bunlar sporu ilk kez duyan birine giriş cümlesi olmamalıdır. Önce oyunun ciddiyeti görünmeli, sonra karakteri anlaşılmalıdır.



İlk Deneyim Neden Yeni Oyuncunun Devam Edip Etmeyeceğini Belirler?


İlk deneyim, anlatılan şeylerin gerçek olup olmadığını gösteren yerdir. Bir öğrenci ultimate hakkında ilk kez olumlu bir fikir edinmiş olabilir; ama antrenmana geldiğinde karşısında düzensiz, belirsiz ya da temposuz bir ortam görürse bu fikir çok hızlı dağılır.


Özellikle sportif altyapısı olan insanlar ilk deneyimde şuna bakar: Bu spor gerçekten ne kadar ciddi? Tempolu mu? Rekabet var mı? İnsanlar ne yaptığını biliyor mu? Eğer ilk antrenman bu sorulara güçlü cevap veremiyorsa, yeni gelen kişi sporu denemiş olsa bile devam etmeyebilir.


Bu yüzden ilk deneyim fazla açıklama yüklenen değil, oyunun doğru hissini veren bir alan olmalıdır. Yeni gelen kişi ultimate frizbi’nin gerçekten atletizm, dayanıklılık ve takım oyunu istediğini görmelidir. Sahada ciddiyet hissedildiğinde, ön yargı yerini meraka bırakır. İlk antrenmanın en önemli işi budur.



Yeni Başlayan Birini Takımda Tutan Şey Nedir?


Birini ultimate frizbi'ye başlatmak ile takımda tutmak farklı yaklaşımlar isteyen süreçlerdir. Başlangıçta önyargıyı kırmak gerekir; devamlılıkta ise doğru ortamı kurmak gerekir.


Yeni başlayan bir oyuncu ilk haftalarda eksik hisseder. Oyunu tam okuyamaz, temposu yetmeyebilir, teknik olarak zorlanabilir. Bu dönemde belirleyici olan şey, onun ne kadar hazır olduğu değil, takımın ona nasıl yaklaştığıdır. İnsanlar sadece yetenekli oldukları için kalmaz. Gelişebileceklerini hissettiklerinde ve ortama ısındıklarında kalmaya karar verirler.


Burada önemli olan, yeni geleni yalnızca sayı tamamlayan biri gibi görmek değil, gerçekten takımın parçası haline getirmektir. Çünkü Türkiye’de ultimate frisbee sporuna yaklaşan insan sayısı sınırlıyken, gelen kişiyi içeride tutabilmek daha da kritik hale geliyor. Bu da ancak hem ciddi hem de kapsayıcı bir takım ortamıyla mümkün olabilir.



Sonuç


Türkiye’de üniversitelerde ultimate frisbee’ye yeni insan kazandırmanın ilk adımı, sporu duyurmak değil, doğru tanıtmaktır. Çünkü sorun çoğu zaman insanların frizbiyi hiç bilmemesi değil; bildiğini sanıp aklında yanlış yerde konumlandırmasıdır.


Üniversite takımlarının yapması gereken şey, ultimate frizbinin gerçek yüzünü görünür kılmaktır: atletik, yoğun, rekabetçi ve gerçek anlamda takım oyunu olan bir spor olduğunu göstermektir.


Bu eşik doğru geçildiğinde, gerisi daha mümkün hale gelir. Çünkü birçok insan ultimate’ı reddetmiyor; aslında hiç tanımadığı bir şeyi yanlış sandığı için uzak duruyor.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page